Davacı, Açtığı Kısmi Davada Fazlaya İlişkin Haklarını Saklı Tutmuş ve Bilirkişi Raporundan Sonra Davasını Islah Etmiş Olsa Bile Bozma Sonrası Talep Miktarını Artırabilir mi?

T.C. Yargıtay 17. HD
Esas:
2020/1032
Karar:
2021/1572
K.T.: 18/02/2021

Özet: Davacı, açtığı kısmi davada fazlaya ilişkin haklarını saklı tutmuş ve bilirkişi raporundan sonra davasını ıslah etmiş olsa bile; davalının temyizine katılmayan davacı, bozma sonrası yapılan yargılamada, talep miktarını yeniden artırabilir.

MAHKEMESİ : Ticaret Mahkemesi

Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği düşünüldü:

K A R A R

Davacı vekili, davalıya zorunlu mali sorumluluk sigortalı araç sürücüsünün kusurlu hareketi ile gerçekleşen kazada müvekkilinin yaralandığını ve bakıma muhtaç hale gelecek şekilde malul kaldığını, uzuv kaybına uğraması nedeni ile ömür boyu protez kullanması gerektiğini, ömür boyu bakıcı gideri ile protez giderlerinden davalının sorumlu olduğunu açıklayıp fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydı ile 10.000,00 TL’nin tahsiline karar verilmesini talep etmiş, 19.06.2019 tarihli ıslah dilekçesi ile talebini 200.000,00 TL’ye yükseltmiştir.

Davalı vekili, davanın reddini savunmuştur.

Mahkemece, Dairenin 12.04.2018 gün, 2015/9085-2018/4090 sayılı bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda, toplanan delillere ve benimsenen bilirkişi raporuna göre; davanın kısmen kabulü ile 10.000,00 TL’nin tahsiline karar verilmiş; hüküm, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Dava, trafik kazasından kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir.

Davacı vekili, müvekkilinin meydana gelen kazada yaralandığını, ömür boyunca protez bacak kullanmak zorunda kaldığını ve başkasının bakımına muhtaç olduğunu açıklayıp fazlaya dair haklarını saklı tutarak 10.000,00 TL’nin tahsilini talep etmiş, mahkemece bozma ilamı öncesinde verilen hükümde, davanın kabulü ile 10.000,00 TL’nin tahsiline karar verilmiş, bu ilk hükmün davalı tarafça temyiz edilmesi üzerine karar, Dairenin yukarıda numarası yazılı ilamı ile bozulmuş, bozma ilamı doğrultusunda alınan raporda davacının bakıcı gideri zararının 674.288,54 TL olduğu belirtilmiş, bunun üzerine davacı vekili 19.06.2019 tarihli dilekçe ile talebini 200.000,00 TL’ye yükseltmiş, mahkemece bozma ilamına uyulmasının ardından yapılan yargılama sonunda; davacının daha önce verilen kararı temyiz etmemesi nedeni ile usulü müktesap hak kuralı çerçevesinde önceki karardan daha fazla bir tazminata hükmedilemeyeceği gerekçesi ile davacının talebinin kısmen kabulü 10.000,00 TL’nin tahsiline karar verilmiştir. Anılan karar hatalı olup bozmayı gerektirmektedir. Şöyle ki;

Davanın açıldığı tarihte yürürlükte olan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun (HMK) 109/3. maddesinde, dava açılırken, talep konusunun kalan kısmından açıkça feragat edilmiş olması hâli dışında, kısmi dava açılmasının, talep konusunun geri kalan kısmından feragat edildiği anlamına gelmediği düzenlenmiştir.

Somut olayda davacı vekili dava dilekçesi ile fazlaya dair haklarını saklı tutarak talepte bulunmuş, yargılama sırasında ıslah dilekçesi ile talebini, davalının sorumlu olduğu üst limit tutarı kadar ıslah etmiştir. Davacı vekili, bozma ilamı sonrasında yapılan yargılamada, talep artırım dilekçesi doğrultusunda karar verilmesini talep etmiş, davacı tarafın, talep ettiği hakkın geri kalanından açıkça feragat ettiğine dair bir beyanına da dosyada rastlanmamıştır. Buna göre dava dilekçesi ile talep edilen hakkın geri kalanından açıkça feragat edilmediğinden yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir.

Kaldı ki, bozma ilamı öncesinde yapılan yargılamada 17.03.2015 tarihli hükümde, fazlaya ilişkin talebin reddine de karar verilmediğinden davacı tarafın mahkemenin ilk hükmünü temyiz etmesinde hukuki yararı da yoktur. Bu nedenle mahkemece, bozma ilamı sonrasında verilen hükümde, davacının ilk hükmü temyiz etmediği gerekçesi ile kazanılmış hak oluşturduğuna ilişkin gerekçesi de dosya kapsamına uygun düşmemektedir.
Bu nedenle davacı vekilinin, ilk hükmü temyiz etmemesi, usul ekonomisi ve kazanılmış haklara aykırılık oluşturmayıp

Beyanlarından, dava dilekçesi ile talep ettiği haklarının fazlasından, yasanın işaret ettiği üzere “açıkça” bir feragati de söz konusu olmadığından, işin esasına girilerek; 22.07.2020 yürürlük tarihli 7251 sayılı Kanun ile değişen 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun (HMK) 177/2. maddesi uyarınca bozmadan sonra ıslah da yapılabileceğide gözetilerek karar verilmek üzere hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.

S O N U Ç

Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 18/02/2021 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Yorum Yap